Veli Görüşleri

Velilerimiz Ütopya hakkında ne düşünüyorlar:

 

  • Veli: Semiha ve Murat Terzioğlu

  • Veli: Demet Aral Oğuzer

  • Veli: Bahar Pişkinsüt

  • Veli Mektubu 4

  • Veli Mektubu 3

 

Ütopya'lı öğrenci velilerinden Semiha ve Murat Terzioğlu'nun Ütopya hakkındaki düşünceleri:

Biz anne babalara daha dünmüş gibi gelen o gün, bebeğimizi ilk kollarımızın arasına aldığımız günden beri 6 yıl geçmiş oluyor ki ancak farkına varıyoruz; o bebek büyüdü artık. Okula başlayacak!
 
Bir telaş alıyor birden bizleri. Öyle ya, temel aile eğitimi ne kadar önemliyse, ilk okul eğitimi de o kadar, hatta belki daha da fazla önemli. Orada ilk sosyalleşmeyi, başka kültürlerden başka çocuklarla taışmayı, paylaşmayı ve dünyaya açılan o küçücük penceresini genişletmeyi öğrenecek. Ve bu öğrendikleri, tüm hayatı boyunca ona kılavuzluk edecek, yoluna ışık tutacak.
 
Bu yüzden çok ince eleyip sık dokuruz imkanlarımız dahilinde biz anne babalar. Acaba hangi okula göndersek biricik evladımızı. Kapı kapı ziyaret ederiz okulları. Seminerlere katılırız zamanımız varsa. Diğer ebeveynlerle aramızda sohbetler ederiz fırsat buldukça: Siz memnun musunuz okulunuzdan?
 
Ve sonuçta o küçük insanın geleceği ile ilgili bir karar veririz: Evet, şu okula gidecek.
 
Bu süreci yaşayan biz Beyaz Bulut Terzioğlu'nun anne ve babası olarak, oğlumuzun ilk okuleğitimini Ütopya'da alması yönünde vermiş olduğumuz karardan son derece mutlu ve memnunuz. Henüz bir yıl geçmiş olmasına rağmen bilgi açısından eksiksiz bir eğitim ve kişilik açısından kendine güvenen, kendini özgürce ifade edebilen, başkalarına karşı saygılı, mutlu birçocuk gözlemliyoruz. Her sabah okuluna neşe içinde ve koşa koşa gidiyor olduğunu görmek harika bir duygu!
 
Ayrıca global dünyaya uyum açısından mükemmel bir ortam içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Yılda bir kaç kez yapılan yurtdışı geziler, yabacı dil konusuna verilen önem, yurt içinden ve yurt dışından özenle seçilmiş olan profesyonel eğitim ve yönetim kadrosu bize oğlumuzun geleceği için güven duygusu veriyor.
 
Bir bebekten, bir adam yaratmaya çalışırken yanımızda tüm desteğini hisettiğimiz Ütopya ailesine çok teşekkür ederiz.
 
Semiha & Murat Terzioğlu"

 
Diğer veli görüşlerini okumak için TIKLAYINIZ
 
 

 


Read more
Ütopya velilerimizden Demet Aral Oğuzer'in Ütopya'yı anlatan mektubu:
"MIŞ GİBİ" DEĞİL, SAHİCİDİR HER ŞEY ÜTOPYA 'DA !!
(ÜTOPYA'DA HAYATIMIZ)
Çocuğumun, evinden ve ailesinden daha fazla zaman geçireceği ve hayatının en önemli bölümünü (geri kalanını da) şekillendiren "okul" acaba nasıl olmalı?
  • Sevgi dolu bir yer olmalıydı (kıyamam yavruma, gerçekten sevilsin, sevgi görsün ve sevsin)
  • O'na saygı duyulmalıydı, kendini değerli ve işe yarar hisssetmeliydi.
  • Duygusal olarak asla incitilmemeli, korunmalı, güven içinde olmalıydı.
  • Sorumluluk alabilmeli ve yerine getirmeliydi
  • Üretebilmeli, üretmeyi ve bundan gurur duymayı öğrenmeliydi, ürettikleri gerçek şeyler olmalıydı, yalandan değil.
Duvarlarını bizzat örüp, süslediği ve yapımı nedeniyle çok gururlandığı bahçedeki kil fırınından bahsediyorum mesela, tek tek elleriyle otlarını yolduğu için çok sahiplendiği organik bahçedeki domateslerin durumlarına kafa yormasından ya da öğretmenlerine söylemeden haftalarca gizli gizli hazırlandıkları (kızlar grubu) dans gösterilerini sunduklarında yaşadığı gururdan. Japon misafirlerle gerçekleştirilen sempozyumda kendi yazdığı bir şiiri okuduğu için aldığı konuşmacı sertifikasını nasıl sakladığından, "do your best" ödevlerini düşünürken işini nasıl ciddiye aldığından, bez çantaları boyayıp bir kafenin önünde satarak kazandığı paraları kardeş okulun boya masrafına katkı olarak teslim ettiğinde duyduğu gerçek sevinçten bahsediyorum)
  • Okulda çalışan herkesin, veli olarak benim değil, kızımın mutluluğunu umursadıklarını ve kızımı benden çok sevdiklerini ta gözlerinin içinde hissetmeliydim
  • Müfredat ya da pedagoji gereği değil, kendiliğinden neşeli olan öğretmenler, çalışanlar olmalıydı okulda. Bu insanlar da çalıştıkları, yaşadıkları yeri sevmeliydiler, yaptıkları işe inanmalıydılar ki, mutlu olsunlar kızım da mutlu insanlarla bir arada bulunsun.
  • Kendisini hayatın içinde tam bir birey gibi hissedebilmesi için, hayata dair soruları- sorunları gerçekten konuşabileceği, bunlara kafa yorabileceği, felsefi olarak da yetkinleşebileceği sohbet ortamları olmalıydı, başka insanların başka şekilde düşünebileceğini ve bu düşünceleri dinlemek gerektiğini öğrenebilmeliydi ve bu sohbetleri, duygu ve düşüncelerini anlatmayı doğal olarak sevmeliydi ki, O'nunla hep konuşabilelim.
  • Dünyada başka ırklar, başka ülkeler ve kültürlerde insanlar olduğunu, insanları merak etmeyi, kendisi gibi yaşamayan insanlara saygı duymayı, farklılıklarla bir arada bulunmanın güzel bir şey olduğunu öğrenmeliydi,
  • İngilizceyi sonradan öğrenmenin zor hatta imkansız olduğunu çok iyi bilen bir ebeveyn olarak, küçükken bu işi halledebileceği bir yer olmalıydı. (gitmek istediğimiz bir ülkeden bahsederken kızım "orada hangi dil konuşuluyor" diye soruyor, ingilizce cevabını alıyorsa "hah tamam ben onlarla konuşabilirim" diyor, ingilizceyi konuştuğuna inanıyor çünkü)
  • Kitap okumanın çok güzel ve önemli bir şey olduğunu, kitabın önemli bir şey olduğunu, kitap okuduğu için gurur duyabileceğini öğrenmeliydi.
  • Öğrenmenin, merak etmenin ve araştırmanın iyi ve eğlenceli bir şey olduğunu öğrenmeliydi, Okuldan ve yaptıklarından zevk almalıydı, orada eğlendiği için severek gitmeliydi okuluna
  • Okulda, herkesin  hep bir işi olmalı, birlikte ortak yapılan işlerin keyfini ve birlikte iş yapmanın yaratttığı dayanışmayı tatmalıydı
  • Okulda; dans önemli, tiyatro esaslı, resim gerçek  bir iş olmalı, ama hep sonunda çok eğlenilmeliydi, insanlara-ailelere gösteri sunmak çocukların sevdiği bir şey olmalı ama gösterinin kendisi değil, gösteriyi sunan çocuk önemli olmalıydı bu okulda.
  • Kızım, okulunun bahçesinde deli gibi koşmalı ama bu bahçe yalandan bir bahçe değil, koşabileceği bayağı bildiğin koca bir çayır olmalıydı
  • Kendisini sadece sınıfına değil, okulun tamamına ait hissetmeli, okulunu, yaşadığı ortamı sahiplenmeliydi.
  • Büyük sınıflarla da ilişkisi olabilmeli, kendisini seven ve kollayan abla ve abileri olduğunu gördükçe, küçüklerini sevmeyi ve kollamayı öğrenmeliydi
  • Ezberlemeden, muhakeme yaparak öğrenmeli, nasıl öğreneceğini öğrendiği için "dersler zordur" kavramı, kızıma uzak olmalıydı
  • Okulunun müdürünü (çok sevgili Leman Hanım'ımız) neden bu kadar çok sevdiğini sorduğumda, bana ağırbaşlı bir şekilde: "Çünkü; O, çocuklara değer veren, sıcakkanlı biri, hep gülüyor ve bizi çok seviyor" cevabını vermeliydi...
İTİRAF EDİYORUM! Yukarıda yazdığım liste, kızımızı hangi okula göndereceğiz diye derin derin araştırmalar yaparken elimizde olan liste değil. Bizim istek listemiz çok kısa idi, çok çok azına bile razıydık. Hatta yukarıda yazanların çoğunu hayal bile etmemiştik.


Yukarıda yazdıklarım "Ütopya da ki hayatımızın" çok kısacık bir özeti. 

Ütopya'da hayat; gerçek, samimi, neşeli, üretken, aktif, ciddi. 

Sevgi de saygı da gerçek.  

Çok çalışan, çok okuyan, çok eğlenen, çok yorulan, çok iş yapan, kendine çok güvenen, akıllı, gururlu, iyi kalpli - büyüklü küçüklü - insanlar yaşıyor Ütopya'da. 

Hayatlarını hazırlıyorlar,hayatlarını örüyorlar ve hayatı yaşıyorlar!

Çok ütopik:)) görünüyor biliyorum ama hepsi gerçek ve hepsi gayet "Ütopik"! 

Bize bu "Ütopya"yı yaşatan herkese, en derin sevgi, saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum.



Demet ARAL OĞUZER
2-A sınıfından, Ada OĞUZER'in velisi

Diğer veli görüşlerini okumak için TIKLAYINIZ

Read more

Bir Annelik-Babalık Sınavı: Doğru Okul Seçimi
Neden ÜTOPYA?

Öncelikle alt başlığın sizde yarattığı beklentiyi hemen ters düz etmeliyim! Esasen yazıma “Neden Ütopya’yı seçmediniz?” sorusu ile başlamak isterim: “Ayy, ÜTOPYA bize çok ÜTOPİK geldi de, ondan seçmedik!” der gibisiniz...değil mi?


Her özel isimin yarattığı bir kimlik vardır; bu kimlik ve çağrıştırdığı nitelikler çevremizde tahminimizden çok daha fazla etki bırakır. Özellikle ticari varlıklara (marka da diyebiliriz bazılarına) konmuş isimler bilinçli yapılmış tercihlerdir. Öte yandan, her isim alıcısına bir vaat içerir ve sözünü gerçekleştirmekle yükümlüdür.


Yaşadığımız çağda aşağıda belirttiğim maddeler ÜTOPİK bulunmaktadır:

-Oyun oynama ve yaşamı oyuna dönüştürebilme özgürlüğü

-Kendin olabilme ve çevrenden kabul görme özgürlüğü

-Doğada vakit geçirme ve onunla ilişki kurabilme özgürlüğü

-Yetişkin kontrolü olmayan aktivitede bulunma ve arkadaşlık etme özgürlüğü

-Öz bakımını yapma ve öğrenme sorumluluklarını alabilme özgürlüğü

-Yabancı bir dili o lisanı çabasız bir biçimde öğrenmiş kişilerden öğrenme özgürlüğü

-Yaşam sevincini, duygularını ifade etme ve bundan utanmama özgürlüğü

-Kurallar çerçevesinde başkalarının özgürlüğüne saygı gösterme özgürlüğü

-Kendini ve senden farklı olanı tanıma çabası ve değerli bulma özgürlüğü

-Duyusal deneyimler yoluyla öğrenme özgürlüğü


Bu maddeleri katlayarak çoğaltabilirim fakat şöyle bir baktığımda neredeyse tamamının
“ÖZSAYGI” kavramının bir parçasını tamamlayan özgürlükler* olduğunu görüyorum. O zaman en iyisi burada durmak. Artık bana neden Ütopya’yı seçtiğimi soranlara çok net bir yanıt verebileceğim: “Ütopya’yı seçtim çünkü çocuğuma “özsaygı” kazandırmak, başka bir deyişle toplumun ondan çalmaya çabaladığı “özüne sevgi ve saygıyı” korumasını sağlamak gibi bir amacım var. Bana bunu gerçekleştirmeyi en inandırıcı biçimde vaat eden okul ise ÜTOPYA.


Okul, çocuğun toplumu tanımladığı, toplumla ilişki kurduğu en önemli ortam.  Aile ile birlikte algıladığı  yaşamın merkezi. ÜTOPYA, gerçekleşmekte olan yaşamı, toplumumuzu, hatta yaşadığımız çağı temsil etmiyor doğru. Eğer, değişime bir parça inancınız varsa ve çocuğunuzun fark yaratan bir birey olmasını arzu ediyorsanız bu okulu değerlendirmelisiniz.

 

Hem geçmişte hem gelecekte yaşamımızı anlamlı ve mutlu kılan ayrıntılar “şimdi” lerde gizli.  Eğer bu okulu seçerseniz çocuğunuzun her gün eve “şimdi” lerden bir sürü getireceğine hatta size de bulaştıracağına emin olabilirsiniz.


Sizin için “sonuç” kadar “süreç” de önemli ise buraya bir uğrayın.

Sizin için “yapmak” kadar “olmak” da bir değer ifade ediyorsa bu fırsatı görün.

Başka öncelikleriniz varsa da hiç vakit kaybetmeyin.

Seçenek çok, yolunuz açık olsun.


15 Nisan 2013

Sevgilerimle,
Bahar Pişkinsüt
(Ütopya ve Small Hands’de “Flora’nın annesi” olarak tanınmaktan gurur duyan kişi)

* Maddelerde “özgürlük” yerine “hak” da yazabilirdim fakat hak etmek  başka birinden almayı çağrıştırdığı için kullanmamayı tercih ettim. Özgürlük ise özümüzde var olanı, hem bize hem de evrene eşit derecede ait olanı simgeler.

Diğer veli görüşlerini okumak için TIKLAYINIZ

Read more

 

Under Construction

 

 
 
Diğer veli görüşlerini okumak için TIKLAYINIZ
 

 


Read more

 

Under Construction

 

Diğer veli görüşlerini okumak için TIKLAYINIZ

Read more

ANNOUNCEMENTS